BIST 100 14.151,30 %0,14 Altın 6.769,30 ₺/gr %0,52 Bitcoin $64.219 %1,39 Dolar 47,93 ₺ %0,00 Euro 55,53 ₺ %0,02 Sterlin 64,91 ₺ %0,07 Gümüş 100,19 ₺/gr %1,20 Ethereum $1.898,28 %0,30 İsviçre Frangı 59,08 ₺ %0,06 Kanada Doları 34,57 ₺ %0,07 Avustralya Doları 34,05 ₺ %0,00 Japon Yeni 0,00 ₺ %0,00 Suudi Riyali 12,77 ₺ %0,04 BAE Dirhemi 13,05 ₺ %0,03 Rus Rublesi 0,57 ₺ %0,83 Çin Yuanı 7,11 ₺ %0,02
Foto Galeri Video Yazarlar
Anasayfa GÜNDEM Bahçeli’den 'iç cephe' mesajı

Bahçeli’den 'iç cephe' mesajı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, iktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı sürecin yalnızca PKK’nin silah bırakmasıyla tamamlanamayacağını belirterek, “Sürecin tam olarak başarıya ulaşması, terör örgütünün silah bırakmasının da ötesinde, herhangi bir şekilde terörü olumlayan, sırtını teröre ya da vandalizme dayandıran siyaset anlayışının ve bölücü zihniyetin de tarihe karışması ile mümkün olabilecektir” dedi. 

haber-merkezi
Bahçeli’den 'iç cephe' mesajı

Bahçeli, sürecin temel hak ve özgürlükler, demokratik hukuk devleti ve “iç cephenin tahkimi” açısından da yeni bir dönem yaratacağını savundu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir’in “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin sorularını yanıtladı.

Türkgün gazetesinde yayımlanan söyleşide Bahçeli; sürecin bölgesel güvenlik ve dış politikaya etkilerinden temel hak ve özgürlüklere, “Türk barışı” yaklaşımından “iç cephenin tahkim edilmesine” kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

Image

Bahçeli, terör ve şiddetin sona erdirilmesinin demokratik siyasetin güçlenmesi açısından bir fırsat olduğunu savunurken, “ya terör ya demokrasi, ya silah ya siyaset” ifadelerini kullandı.

MHP lideri ayrıca “Terörsüz Türkiye” hedefinin yalnızca silahlı unsurların değil, “radikalleşmiş ve marjinalleşmiş yapıların da tasfiyesini” amaçladığını söyledi.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” İLE BÖLGESEL GELİŞMELER ARASINDA NASIL BİR BAĞLANTI VAR?

-Bölgemizdeki gelişmelere bakınca ‘Terörsüz Türkiye’nin önemi herkes tarafından daha net anlaşılmıştır. MHP Politiği, ‘Terörsüz Türkiye’ ile bölgesel gelişmeler ve uluslararası ilişkiler arasında nasıl bir bağlantı kurmaktadır?

‘Terörsüz Türkiye’nin birinci aşaması, terör örgütüne silah bıraktırma ve bölgenin terör unsurlarından temizlenmesi olsa da Türkiye’nin dış politikada daha bağımsız hareket edebilmesi, yakın coğrafyasında barış ve istikrarın güçlenmesi, Doğu Akdeniz'den Kafkasya'ya, Orta Doğu'dan Avrupa'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada etkinliğinin artması, ‘Terörsüz Türkiye’nin hedefleri arasında yer almaktadır. Esasında, bölgemizde ‘Şark Meselesi’nde ikinci perdenin sahnelenmek istendiği görülmektedir. Hedef; parçalanmış ve bölünmüş egemen devletlerdir. Ancak Türkiye, yeni Sykes-Picot düzenini, Balfour’daki sinsi planları ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle bozmuş, terörsüz bölgenin yeşermesiyle emperyalizmin bu coğrafyadaki emellerine darbe vurmuştur.

Devlet altı etnik, dini ve mezhepsel grupların yönetilebilir otonom bölgelere bölünmeleri ve bu bölgelerde vekalet savaşlarını yürüten illegal/terör örgütleri Türkiye’nin ontolojik güvenliğini tehdit edegelmiştir. Lübnan, Irak, Suriye gibi ülkelerdeki politik istikrarsızlıklar ve bölgemizdeki yönlendirilebilir parçalı yapılar, Türkiye’nin sınır güvenliğinin yanı sıra egemenliğini, toplumsal ve kurumsal yapısını da etkilemektedir.

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ‘Düvel-i Muazzama’ olarak adlandırılan büyük devletlerin, Türk toprakları üzerindeki bölücü, yıkıcı ve işgalci politikaları Şark meselesinin temellerini oluşturmuştur. Şark meselesi, Osmanlı Devleti’nin bölünme ve parçalanma hedefine müstenit paylaşılma sorunu olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim, Osmanlı Devleti içerisinde gayrimüslim unsurların ayrılıkçı/bölücü hareketleri, 1878 Berlin Antlaşması ile ivme kazanmış; Osmanlı Devleti 1911’de Kuzey Afrika’daki son toprağını, 1912’de ise Balkanları kaybetmiş; 1920’de Sevr dayatması ile tarih sahnesinden silinmenin eşiğine gelmiştir.

Şark meselesinin yeni perdesinde, Türkiye’nin ontolojik güvenliğine yönelik tehditleri bertaraf edebilecek kurumsal hafızaya sahip yegâne müessese, Milliyetçi Hareket Partisi’dir. ‘Terörsüz Türkiye’, MHP politiğinin ve kurumsallığının bu riskleri gören bölgesel ve küresel barış misyonudur. Zira MHP politiği ve kurumsallığı, Türkiye’deki darbelerle sınanan, ideolojik çatışmalarla çelikleşen, etnik/mezhepsel ayrıştırma hamlelerini boşa çıkaran; ulus-devlet kurumsallığının teminatı ve Cumhuriyetin hafızasıdır. Bu husus MHP’yi, Türk milliyetçiliğiyle beraber Türk siyasetinin de merkezine taşımaktadır.

Türkiye doğu ile batının, kuzey ile güneyin ortasında hem jeo kültürel hem de jeo ekonomik olarak bir kavşak noktasındadır. Tarihi ve kültürel müktesebatı, devlet tecrübesiyle öne çıkan ülkemiz, siyasi ve ekonomik gücüyle bir kutup başı, merkez ülke olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.

Image

“TÜRK BARIŞI ADİL VE PAYLAŞIMCI HUZUR VE REFAH MODELİNİN TEMİNATI”

Milliyetçi Hareket Partisi, Türk tarihinden, köklü devlet kurumsallığından ve kadim medeniyet birikiminden aldığı ilhamla bölgesini de içine alacak şekilde Türk barışını inşa etmek arzusundadır. Türk barışı, Türk milletinin tarihi misyonu çerçevesinde düzen, adalet ve istikrar unsurlarına dayanan, Türkiye’nin medeniyet birikimlerini dış politika yapımında etkin ve rasyonel bir şekilde denklemin içinde tutan reel politikaya dayanmaktadır. Bu yönüyle Türk barışı, hem Türkiye’nin hem de bölgemizin ahlaki ve manevi yükseliş hamlesi, adil ve paylaşımcı huzur ve refah modelinin teminatıdır. Bunun için öncelikle ülkemizde ve bölgemizde istikrarın tesis edilmesi, etnik, dini ve mezhepsel ayrışmanın sona erdirilmesi elzemdir. Türk barışı, başta Suriye olmak üzere Irak, Lübnan gibi bölge ülkelerinde merkezi otoritelerin güçlendirilmesini, milli birliklerinin ve toprak bütünlüklerinin muhafaza edilmesini, demokratik hukuk devleti sisteminin tesis edilmesini hedeflemektedir. Bunun için de öncelikli olarak illegal silahlı yapıların ve terör örgütlerinin mutlaka ortadan kaldırılması gerekmektedir.

“GÜVENLİK” VURGUSU

21. yüzyılın ikinci çeyreğine girdiğimiz bir süreçte bölgemizin en büyük sorunu şüphesiz istikrar ve güvenliktir. Bölge ülkeleri, radikalleşmiş ve terörize olmuş örgütler münasebetiyle istikrarlı bir politik sistem inşa edememişler, bu sebepten emperyalist güçlerin dış müdahalesine ve politik mühendisliğine açık hale gelmişlerdir. Bölgemizdeki istikrarsızlık ABD/İsrail ile İran savaşıyla yeni bir kaotik sürece girmiştir. Petrol ve silah ticaretinin öne çıktığı kirli savaş bölge halkının huzurunu, küresel ekonomiyi, aynı zamanda hem ekonomik hem insani olarak ülkemizi yakından etkilemiştir. İslam coğrafyasında devam eden savaşlar, İslam ümmetinin/Ümmet-i Muhammed’in bir parçası olan milletimizi derinden üzmüştür. İsrail’in Gazze’de yaptığı katliam, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’ya yönelik Siyonist saldırılar bizim açımızdan kabul edilemezdir. Diğer yandan Suriye uzun yıllara dayalı baskıcı Baas rejiminden kurtularak istikrarlı bir ülke olma yolundadır. Bu gelişmeler karşısında Türkiye, uyguladığı akılcı politikalarla, barışı salık veren diplomatik çabalarıyla güvenilen, itibar edilen ve dostluğu aranan bir ülkedir.

Bu nedenle ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin başarısı ile Türkiye'nin dış politika konsepti, birbirini besleyen ve doğrudan etkileyen iki temel unsur üzerinden şekillenmektedir. Bu doğrultuda iç cephede milli birlik ve beraberliğimiz ile egemenlik haklarımız güçlendirilirken, dış politikada da millî menfaatlerimiz doğrultusunda kararlı, çok boyutlu, proaktif ve barışçıl bir yaklaşım sürdürülmelidir.

Emperyalizmin etnik, dini, mezhep temelli ayrıştırıcılığa ve kaosu süreklileştirmeye dayalı çabası yeni değildir. Vekâlet savaşları ve terör yoluyla siyasi, sosyal ve ekonomik istikrarsızlık ürettikleri bilinmektedir. Ülkemiz üzerinde de araç, yöntem ve aktörleri değişse de amaç ve hedefleri değişmeyen benzer oyunlar oynanmıştır. Darbelerle, Alevi-Sünni, Türk-Kürt gibi söylemlerle milletimiz ayrıştırılmak, bir çatışma iklimi oluşturulmak istenmiştir. Bu durum Türkiye’de istikrarsızlığa sebebiyet verse de Türk milleti bu oyunlara gelmemiş, kardeşliğinden taviz vermemiştir. Terörsüz Türkiye ile farklılıklarımızın aramızda tefrikaya yol açmasına müsaade edilmeyecek; ortak değerlerimizi besleyen ve zenginleştiren milli bütünleşme ülkümüz tahkim edilecektir.

Terörsüz Türkiye, bölgemizdeki benzer tahriklere ve çatışmalara karşı da birlik ve dayanışma modeli olarak bölgesel istikrar ve barışı hedeflemektedir. Türk barışı, ülkelerin iç işlerine ve toprak bütünlüğüne saygılı, bölge kaynaklarının güven ortamı içerisinde ülkelerin ve toplumlarının kalkınmasına katkı sağlayacak şekilde kullanılmasını hedeflemektedir. Binlerce kilometre uzaktan gelerek bölge halklarının kaderiyle oynama dönemi artık geride kalmalıdır. Terörsüz Türkiye’ye karşı çıkanların uykularını kaçıran gerçeği de burada aramak gerekir.

Belirtmek gerekir ki Türkiye, Asya ile Avrupa arasında enerji, ulaştırma ve ticaret koridorlarının kesişim noktasında bulunmaktadır. Orta Koridor, Kalkınma Yolu Projesi, Turan Koridoru (Yolu) ve enerji nakil hatları gibi stratejik projelerin başarıya ulaşması, büyük ölçüde güvenlik ve istikrar iklimine bağlıdır. Terörsüz Türkiye, bu projelerin daha etkin şekilde hayata geçirilmesine katkı sağlayacaktır.

Türkiye, terörle mücadelede elde ettiği tecrübeyi bölgesel istikrarın inşasında diplomatik bir avantaja dönüştürebilecektir. Suriye, Irak ve diğer komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü esas alan, terör örgütlerine alan bırakmayan ve bölgesel iş birliğini önceleyen bir yaklaşım, Türkiye’nin uluslararası etkinliğini daha da artıracaktır. Aynı zamanda savunma sanayii, lojistik, turizm, tarım ve sınır ticareti gibi birçok sektörde yeni fırsatlar doğacaktır. Güvenlik için ayrılan kaynakların önemli bir bölümünün eğitim, teknoloji, üretim, altyapı ve sosyal kalkınmaya yönlendirilmesi, Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ivme kazandıracaktır.

Netice itibarıyla ‘Terörsüz Türkiye’; yalnızca güvenlik politikalarının başarısı değil, ekonomik refahın, diplomatik etkinliğin ve bölgesel istikrarın da stratejik anahtarı olarak değerlendirilmelidir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında güçlü devlet, güçlü ekonomi ve etkin dış politika hedefleri, güven ve istikrar iklimiyle daha sağlam bir zemine oturacaktır. Terörsüz Türkiye gelecek Türk asırlarının müjdesidir. Aynı zamanda da kaos ve kargaşa ile anılan bölgemizde barış ve huzurun, kardeşlik ve dayanışmanın, istikrar ve kalkınmanın anahtarı olacaktır.

BAHÇELİ’YE “TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER” SORUSU

-Milli birlik, demokrasi ve hukuk devleti gibi önemli vurgularınızın yanında temel hak ve özgürlükler ile ‘Terörsüz Türkiye’ arasındaki bağı da sormak isterim. Terörsüz Türkiye ile hak ve özgürlüklerin mahiyeti nasıl olacaktır?

Türkiye temel hak ve hürriyetlerin anayasal güvence altında olduğu, insan haklarına saygılı, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Aynı zamanda bireysel hak ve özgürlükleri daha da geliştirme arzusundadır. Bireysel hak ve özgürlükler, doğal hukuk doktrininden doğmuş, modern devlet düşüncesinde anayasa ile teminat altına alınmıştır. Bu bağlamda kişiye sıkı sıkıya bağlı, vazgeçilmez, devredilmez, paylaşılmaz çekirdek haklar üzerinde devletin keyfiyetini ve etki alanını sınırlamıştır.

Bir gruba, sadece o gruba ait olduğu için tanınan kategorik/kolektif haklar ise bireysel iradeyi yok eden, demokrasiyi tıkayan ve milli egemenliği aşındıran, ayrıştırıcı bir mahiyete sahiptir. Etnik köken, cinsiyet ya da dini/mezhepsel grupları referans alarak şekillendirilen kolektif/kategorik haklar, özellikle ulus devletlerin bünyesinde yaşayan farklı etnik ve dini grupları, vatandaşlık kimliğinin ve hukukunun temel dinamiğinden ayırarak, parçalayıcı, ayrıştırıcı kimlik, etnik ya da mezhep/dini grup siyasetini doğurmakta; bu yönüyle de arkaik, ilkel ve tahakkümcü bir nitelik taşımaktadır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak sağlıklı bir demokrasinin tesis edilebilmesinin, bireysel hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması ve bu hakların en geniş anlamda kullanımının temini ile mümkün olabileceğini değerlendiriyoruz. Bununla birlikte bireysel hak ve özgürlüklerin yüksek ahlakî normlara ve olgun demokratik kültüre dayanan, toplum olma müşteriğine haiz sorumlu bireycilik anlayışında irade bulmasını hedefliyoruz.

BİREYSEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER

Bireysel hak ve özgürlüklerin en temel niteliği, devletin farklılıklara körleşerek hak, özgürlük ve ödevleri birey merkezli uygulamasıdır. Dolayısıyla Anayasalar tarafından teminat altına alınan bireysel hak ve özgürlükler, dil, din, ırk, cinsiyet, renk, mezhep, etnik köken, servet ve benzeri farklılıklar gözetilmeksizin insanın insan olmasından kaynaklı ‘verili’ ve ‘doğal’ haklardır. Sosyal ve ekonomik aynı zamanda siyasal haklar da bu bağlamdan yola çıkılarak devletin vatandaşları arasında hiçbir farklılık gözetmeksizin teminat altına aldığı evrensel kriterlere dayanmaktadır.

Bireysel hak ve özgürlüklerin anayasada belirtilen istisnai durumlar dışında kısıtlanması söz konusu değildir. Bu yönüyle devlet-birey ilişkisini düzenleyen ve bireyi devlet gücüne karşı koruyan bireysel hak ve özgürlüklerin kategorik/kolektif haklar çerçevesinde mahiyetinin değişmesi, vatandaşlık kimliğinin içini boşaltan, devletin üniter ve milli yapısını zedeleyen, etnik ve mezhepsel siyasetin ayrıştırıcı diline hukuki bir koruma isteyen talepler demetine haiz olacaktır.

Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında bireysel hak ve özgürlüklerin kapsamı daha da genişletilebilecek, uygulama sahasındaki aksaklıkların telafi edilebilmesi için birçok alanda mevzuatî ve kurumsal düzenlemeler yapılabilecek, güçlü bir kapasite inşa edilebilecektir. Terörsüz Türkiye, hak ve özgürlüklerin, demokratik gelişimin aynı zamanda da üniter milli yapımızın ve Cumhuriyetimizin temel niteliklerinin teminat altında olduğu bir mutabakatı, milli birlik ve dayanışmayı mümkün kılan iklimi tesis edecektir.

Bu bağlamda tüm vatandaşlarımızı eşit hak ve sorumluluklar temelinde ortak bir zeminde buluşturmayı savunuyoruz. Bu ortak zemin Türk milletinin tarihî ve siyasî mutabakatıyla oluşmuş, anayasamızda ifade bulmuş Türk vatandaşlığıdır. Hep birlikte Türkiye olmanın yolu, devletin üniter ve milli çatısı altında milli birlik ve beraberlik ruhuyla, toplumsal dayanışma ve kaynaşma arzusuyla bir arada yaşama iradesidir.

“İÇ CEPHENİN TAHKİM EDİLMESİNDE TEMEL ENSTRÜMANLAR NELERDİR?”

-Terörsüz Türkiye sürecinin öne çıkan en önemli vurgularından birisi de iç cephe oldu. İç cephenin tahkim edilmesinde temel enstrümanlar nelerdir?

Türkiye, iki asra yaklaşan demokratikleşme ve yenileşme tecrübesi ışığında Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında muasır medeniyet ülküsünün en önemli gereklerinden olan demokratik hukuk devleti ilkesini daha da güçlendirme aşamasındadır. Toplumsal barış ve huzurun temini için daha demokratik ve şiddetin her türlüsünü reddeden bir anlayışla millî birlik ve toplumsal uzlaşmanın tesis edilmesi iç cephenin güçlendirilmesi bakımından da temel bir ihtiyaç olarak öne çıkmaktadır.

“YA TERÖR YA DEMOKRASİ”

Toplumun tüm kesimlerinin kendisini eşit, saygın ve güvende hissettiği bir yapı, terörün haksız ve temelsiz propaganda unsurlarını ortadan kaldıracak ve aynı zamanda demokrasinin gelişmesine de önemli katkı sağlayacaktır. Huzur ve refah artışıyla birlikte Türkiye’nin kalkınma hedeflerine ulaşması kolaylaşacaktır. Bu hedeflerin önündeki en önemli engellerden biri olan bölücü terörün ortadan kalkması ile birlikte Türkiye’nin daha güçlü bir demokrasiye ulaşması ve muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkması mümkün olabilecektir.

Demokrasi, milli kimliğimizin ve milliyetçilik anlayışımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Terörsüz Türkiye’de demokratik hukuk devleti tahkim edilecektir. Zira terörün ve şiddetin olduğu yerde insanların hür iradesinden, insan haklarından ve demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Terör ve şiddetin gölgesinde demokratik siyaset daralır, alternatif çözüm yolları tıkanır ve siyasi katılım süreçleri sağlıklı bir zeminde ilerlemez. O sebeple ‘ya terör ya demokrasi, ya silah ya siyaset’ dedik ve herkesi Türkiye için bir olmaya davet ettik.

Dolayısıyla, PKK terörünün sona ermesi, demokrasinin güçlenmesi için bir fırsat olacaktır. Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda PKK’nın fesih ve silah bırakma kararına yönelik açıklamalarda ayrı bir devlet, federasyon, özerklik ya da kültüralist taleplerin yer almaması Türkiye’de yeni bir başlangıç için önemli bir adım olmuştur.

Bu husus Türkiye’de etnikçi, mezhepçi ve Türk milli kimliğini aşındıran sair kimlikçi siyasetin de tasfiye edilmesini sağlayan bir gelişmedir. Esasen millet olma gerçeğimiz ve demokrasi kültürümüz dikkate alındığında kimlikçi siyaset, birleştirici değil ayrıştırıcı; kapsayıcı değil ötekileştirici, temel hak ve hürriyetleri, bireysel özgürlükleri değil kolektif/arkaik hak arayışını temsil eden bir politik zemine dayanmaktadır.

Oysa yaşadığımız coğrafyanın tarih boyunca bize öğrettiği hakikat, Türk milletinin devlet kurumsallığıyla var olduğudur. Dolayısıyla güçlü bir devlet kurumsallığı, hukukun üstünlüğünün tesis edildiği ve demokratik kültürün olgunlaştığı bir siyasi atmosfere dayanmaktadır. Terörün, şiddetin ve vandalizmin olduğu bir yerde demokratik kültür gelişemeyeceği gibi devlet kurumsallığı da zayıflar. O sebeple sürecin tam olarak başarıya ulaşması, terör örgütünün silah bırakmasının da ötesinde, herhangi bir şekilde terörü olumlayan, sırtını teröre ya da vandalizme dayandıran siyaset anlayışının ve bölücü zihniyetin de tarihe karışması ile mümkün olabilecektir. Bu kapsamda, ‘Terörsüz Türkiye’ ile yalnızca dağdaki terörist unsurların değil, radikalleşmiş ve marjinalleşmiş yapıların da tasfiyesi, bütünüyle şiddetin bitirilmesi hedeflenmiştir.

Bu noktada Türk vatandaşlığı, Türkiye’de nesep asabiyetine dayanan etnik unsurları Türk siyasal aidiyetine bağlayan ve Türk kimliğini siyasal şemsiye formuna dönüştüren bir işleve sahiptir. Türk vatandaşlığı, milli kimliğimizi siyasal ve kurumsal bir istikamete yönlendiren, Türk milletinin milli ve manevi değerlerinin tüzel kişilik kazanmış formu; Orhun Abidelerinden mülhem devletli ve töreli olmanın, düzen ve sulh içerisinde yaşamanın adresidir. Bu yönüyle vatandaşlık, ‘verili’ değil ‘iradî’ olup; her bir vatandaşın aidiyetini tahkim eden demokratik siyasetin birleştirici unsudur.



Kaynak: haber-merkezi

GÜNDEM Haberleri

Tümü

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Saral: Senin de suyun...

Süleymancılar'a yönelik operasyona tepki gösteren Furkan Vakfı Başkanı Alparslan Kuytul'a...

3 dakika önce

8 ilde "şeker" soruşturması! 25 şirkette arama yapıldı,...

Halk sağlığını, piyasa düzenini ve devletin vergi gelirlerini hedef alan yasa dışı faaliyetlere...

1 saat önce

O illerde yaşayanlar dikkat! Meteoroloji açıkladı: İşte...

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 18 Ağustos Salı gününe ilişkin hava durumu raporunu yayımladı....

1 saat önce

'Ege'nin Maldivleri' olarak bilinen Kalem Adası'nın bir...

Kamuoyunda ‘Süleymancılar’ olarak bilinen yapılanmanın lideri Alihan Kuriş ve ailesinin tapu...

16 saat önce

Erdoğan'dan Menderes'in yeni başkan vekiline tebrik...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Menderes Belediye Başkan Vekilliği seçimini kazanan Asuman...

16 saat önce

Gülistan Doku dosyasında yeni ayrıntılar! Savcılığın sevk...

Tunceli’de 2020 yılında kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturmada yeni...

1 gün önce

Bakan Çiftçi açıkladı: Süleymancıların kullandığı...

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Diyarbakır’da yaptığı açıklamalarda Süleymancılar grubuna...

1 gün önce

'En zengin 100 Türk' listesindeydi! İş insanı Birol...

Kahve Dünyası ve Altınmarka Grubu’nun kurucusu Birol Altınkılıç, 66 yaşında hayatını kaybetti....

1 gün önce

AK Parti’ye geçen Aydın Milletvekili Ömer Karakaş...

İYİ Parti'den istifa ederek AK Parti'ye katılan Aydın Milletvekili Ömer Karakaş, siyasi...

1 gün önce

Ekrem İmamoğlu'ndan 'süreç' yorumu: 'Kimse kendisini...

Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, iktidarın "Terörsüz Türkiye"...

2 gün önce

Meteoroloji açıkladı: Sağanak ve fırtına geliyor!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, birçok bölgede sağanak ve gök gürültülü sağanak beklendiğini...

2 gün önce

Tarihi konuşmaya saatler kaldı! Erdoğan 4 yeni transfere...

AK Parti, kuruluşunun 25. yılını Ankara Başkent Millet Bahçesi'nde 100 binin üzerinde teşkilat...

4 gün önce