BIST 100 11.116,99 %0,92 Altın 6.396,04 ₺/gr %0,18 Bitcoin $80.075 %0,92 Dolar 49,77 ₺ %0,14 Euro 55,89 ₺ %0,25 Sterlin 66,68 ₺ %0,14 Gümüş 86,39 ₺/gr %0,27 Ethereum $2.327,81 %1,24 İsviçre Frangı 60,41 ₺ %0,24 Kanada Doları 35,52 ₺ %0,10 Avustralya Doları 35,00 ₺ %0,05 Japon Yeni 0,00 ₺ %0,00 Suudi Riyali 13,26 ₺ %0,12 BAE Dirhemi 13,56 ₺ %0,14 Rus Rublesi 0,62 ₺ %1,26 Çin Yuanı 7,46 ₺ %0,15
Foto Galeri Video Yazarlar
Anasayfa Makaledetay

İzmir’in Yeni Döneminde Yeni Aktörler mi Sahneye Çıkıyor?

Yorumlar

İzmir, uzun yıllardır yalnızca bir büyükşehir değil, aynı zamanda Türkiye siyasetinin sembolik mücadele alanlarından biri. Kentin siyasi tercihleri, yerel yönetim anlayışı ve merkezi iktidarla kurduğu ilişki, İzmir’i çoğu zaman belediyecilik tartışmalarının ötesine taşıdı. Bugün Cemil Tugay’ın siyasi saf değiştirdiğine ilişkin tartışmalarla birlikte, bu ilişkinin yeni bir döneme girip girmediği sorusu yeniden gündemde. Ancak asıl mesele, siyasi değişimin kendisinden çok, bu değişimin İzmir’in gündelik hayatına ne ölçüde yansıyacağıdır. Çünkü seçmen açısından siyasi geçişlerin anlamı, yapılan açıklamalardan ziyade ortaya çıkan sonuçlarla belirlenir.

Son günlerde gündeme gelen paylaşımlarda İzmir için kapsamlı bir yatırım hamlesinden söz ediliyor. İkinci çevre yolu, Otogar–Halkapınar metro hattı, İZBAN’ın kuzeye uzatılması, Körfez’in temizliği, atık yönetimi ve kentsel dönüşüm gibi başlıklar öne çıkarılıyor. Bazı paylaşımlarda bu projelerin belirli takvimlerle hayata geçirileceği ileri sürülürken, Ankara kulislerine ilişkin iddialarda da İzmir’deki yatırımların merkezi yönetim tarafından daha yakından takip edileceği belirtiliyor.

Bu başlıkların ortak noktası, kentin yıllardır çözüm bekleyen sorunlarına temas etmeleri. Trafik, ulaşım altyapısının yetersiz kaldığı güzergâhlar, riskli yapı stoku, atık yönetimi ve Körfez’in çevresel sorunları, İzmir’in geleceğini doğrudan etkileyen meselelerdir. Dolayısıyla yeni bir yatırım programının gündeme gelmesi önemlidir. Ancak beklenti ile kesinleşmiş karar arasındaki farkı korumak gerekir. Bir projenin siyasi bir görselle duyurulması; bütçesinin ayrıldığı, ihalesinin yapıldığı veya inşaatının başlayacağı anlamına gelmez.

İzmir’in ihtiyacı, yeni vaatlerin sayısının artmasından çok, hangi projenin hangi kurum tarafından, hangi kaynakla ve hangi takvim doğrultusunda gerçekleştirileceğinin açıklanmasıdır. Bununla birlikte bu yatırımların finansman, yetki, proje hazırlığı ve uygulama süreçleri bakımından somutlaştırılması gerekiyor.

Merkezi yönetim ile büyükşehir belediyesi arasında kurulacak koordinasyon, bu tür projelerin geleceğini belirleyebilir. 

Cemil Tugay’ın siyasi tercihiyle birlikte İzmir’de merkezi yönetimle daha güçlü bir siyasi temas kurulacağı beklentisi doğmuş olabilir. Fakat bu beklentinin ne ölçüde karşılanacağını bugünden kesin bir sonuç gibi sunmak doğru olmaz. Siyasi yakınlık, kamu yatırımlarının hızlanmasına yardımcı olabilir; ancak yatırımların gerçekleşmesi için bütçe, planlama, hukuki süreçler ve kurumsal koordinasyon gerekir.

Ayrıca kamu kaynaklarının dağıtımında eşitlik ilkesi korunmalıdır. Bir kentin hizmet alabilmesi, belediye başkanının hangi siyasi partide olduğuna bağlı olmamalıdır. İzmir’in geçmişte yaşadığı gecikmelerin bundan sonra da devam edip etmeyeceğini veya yeni dönemde daha hızlı çözümler üretilip üretilmeyeceğini zaman gösterecek. Burada önemli olan, siyasi aktörlerin birbirlerine yakınlaşması değil, kurumların sorumluluklarını yerine getirmesidir.

Bu nedenle yatırım başlıklarının her biri için kamuoyuna açık bir ilerleme tablosu hazırlanması, verilen sözlerin hangi aşamada olduğunun düzenli biçimde paylaşılması ve gerçekleşmeyen hedefler için açıklama yapılması önem taşıyor.

Peki, İzmir’in yeni döneminde Ankara’dan kenti destekleyecek yeni siyasi aktörler mi sahneye çıkıyor?

Ankara kulislerinde konuşulduğu ileri sürülen iddialara göre, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı’nın önümüzdeki günlerde yapılabilecek bir bakan değişikliği sonrasında bakan yardımcılığı görevine getirilebileceği konuşuluyor. Böyle bir gelişmenin yaşanması hâlinde, Kulislerde İzmir il başkanlığı için yeni isimlerin gündeme gelmesi beklenebilir.

Bilal Saygılı’nın ardından il başkanlığı için adı geçen isimler arasında eski il yönetim kurulu üyelerinden Furkan Katmerci, AK Parti Genel Sekreteri Eyüp Kadir İnan’ın yardımcısı olduğu belirtilen Özgür Hızal ve partinin kuruluş döneminden itibaren teşkilatlarda yetişmiş Erkan Taş bulunuyor.

Öte yandan, İzmir siyasetinde önemli görevler üstlenmiş iki kişinin de olası bakan değişikliğinin ardından genel müdürlük görevlerine getirilebileceği Ankara kulislerinde dile getiriliyor.

Bu hazırlıkların, İzmir’de gerçekleştirilmesi planlanan büyük yatırımların daha yakından takip edilmesi ve projelerin hızla tamamlanması amacı taşıdığı ileri sürülüyor. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, İzmir’deki yatırımların koordinasyonu konusunda AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyüp Kadir İnan ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a geniş sorumluluklar verdiği de kulislerde konuşulan iddialar arasında.

Elbette bu iddiaların resmî açıklamalarla doğrulanması gerekiyor. Ancak İzmir gibi büyük bir kentin yatırımlarının yakından takip edilmesi, kurumlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi ve bürokratik engellerin azaltılması, kentin geleceği açısından önem taşıyor.

İzmir’in ikinci çevre yoluna, güçlü bir raylı sistem ağına, güvenli konutlara, temiz bir Körfez’e ve sürdürülebilir bir atık yönetimine ihtiyacı var. Bu ihtiyaçlar siyasi tartışmalardan bağımsız olarak varlığını sürdürüyor.

Tam da bu noktada, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 6 Kasım’da İzmir’e müjdelerle geleceği yönündeki açıklamalar dikkat çekiyor. Eğer bu beklentiler somut yatırım kararlarına, açık takvimlere ve uygulanabilir projelere dönüşürse İzmir için yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.

Bugün İzmir için ortaya atılan yatırım iddialarını ne peşinen reddetmek ne de gerçekleşmiş projeler gibi kabul etmek gerekir. Doğru yaklaşım, her birini somut verilerle izlemek ve kamuoyunun denetimine açık tutmaktır.

Çünkü İzmir’in geleceği, hangi siyasi merkezin ne kadar güçlü göründüğüyle değil, bu gücün kent için ne ürettiğiyle belirlenecek. Siyasetin başarısı vaat vermekle, belediyeciliğin başarısı ise o vaatleri vatandaşın hayatında hissedilir sonuçlara dönüştürmekle ölçülür.

İzmir’in yeni dönemdeki gerçek sınavı şudur: Siyasi aktörler değişirken kent de değişecek mi? Ankara’dan gelen destek, yıllardır beklenen yatırımları hayata geçirecek mi? İzmirli, verilen sözlerin karşılığını günlük yaşamında görebilecek mi?

Bu soruların yanıtını kulisler değil, hayata geçirilen projeler ve ortaya konulan hizmetler verecek.



Bu Yazıyı Puanla

4.5/5 (2 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu
Levent

Levent Peşker

Suça Sürüklenen Çocuklar ve Adaletin İnce Çizgisi Son yıllarda Türkiye’de çocukların karıştığı suç haberlerini çok daha sık görmeye başladık. Sosyal medyada birkaç dakika...

Tüm Yazılarını Gör