Adalet hepimize lazım...
Adaletin en önemli vasıflarından biri, zaman karşısında hafızasını kaybetmemesidir. Bir dosyanın üzerinden yıllar geçmiş olması, o dosyada cevapsız kalan soruların da ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in göreve başlamasından sonraki dönemde özellikle dikkat çeken başlıklardan biri, kamuoyunda uzun süredir soru işaretleri bulunan faili meçhul ve şüpheli ölüm dosyalarının yeniden incelenmesi oldu. Bakanlığın açıklamasına göre 638 dosya yeniden değerlendirmeye alınırken, ilk altı aylık dönemde 40 dosyada, 46 kişinin hayatını kaybettiği ve 7 kişinin yaralandığı faili meçhul olaylar aydınlatıldı.
Bu yaklaşımın en dikkat çekici örneklerinden biri ise Kaşif Kozinoğlu dosyası.
Eski MİT mensubu Kozinoğlu, 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde rahatsızlanarak hastaneye sevk edilmiş ve hastaneye ulaştığında hayatını kaybetmişti. O dönemde yürütülen soruşturmanın ardından 2012 yılında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti. Ancak yıllar sonra dosya yeniden ele alındı. Silivri Sulh Ceza Hâkimliği’nin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla önceki takipsizlik kararı kaldırıldı ve soruşturma yeniden başlatıldı.
Dahası, soruşturma yalnızca yeniden dosya açılması seviyesinde kalmadı. Adalet Bakanlığı’nın açıklamasına göre olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı ve 10 kişi gözaltına alındı. Soruşturma ilerleyen günlerde de devam etti; 18 Eylül’de Kozinoğlu’nun eski koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur hakkında verilen gözaltı kararı uygulandı.
Buradaki esas mesele, soruşturmanın sonucunun ne olacağından önce, devletin yıllar önce kapanmış bir dosyaya yeniden bakabilmesidir. Çünkü hukuk açısından belirleyici olan yalnızca hızlı karar vermek değil, maddi gerçeğe ulaşmak için gerekli incelemeyi sürdürebilmektir.
Gürlek’in 7 Eylül’deki açıklamasında vurguladığı yaklaşım da tam olarak bu noktaya işaret ediyor: Aradan yıllar geçmiş olsa dahi kamu vicdanında soru işareti oluşturan dosyaların yeniden ele alınması ve ulaşılabilecek delillerin araştırılması.
Bunun yanında yeni adli yılda hak arama özgürlüğü, adalete erişim, yargılamaların makul sürede tamamlanması ve dijital altyapının güçlendirilmesi Bakanlığın açıkladığı temel öncelikler arasında yer aldı. 12. Yargı Paketi’nin de yargı hizmetlerinin daha hızlı ve etkin yürütülmesine yönelik düzenlemeler içerdiği Bakanlık tarafından açıklandı.
Bütün bu başlıkların ortak noktası şu: Adalet yalnızca bugün açılan davalardan ibaret değil. Geçmişte kalmış dosyalar, kayıp insanlar, faili meçhul olaylar ve cevapsız sorular da adalet sisteminin hafızasının parçası.
Kozinoğlu, Yazıcıoğlu ve gülistan doku dosyayalarının yeniden açılması bu nedenle yalnızca tek bir soruşturmanın yeniden başlaması olarak değil, yıllar önce sonuçlanmış dosyaların yeni deliller ve yeni imkânlar ışığında tekrar incelenebileceğinin somut bir örneği olarak okunabilir.
Şimdi asıl önemli olan, soruşturmaların hukukun gereklerine uygun şekilde sonuçlandırılması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır.
Çünkü adaletin gerçek sınavı, dosyanın ne kadar eski olduğunda değil; sorular hâlâ ortadaysa, o soruların peşinden ne kadar kararlılıkla gidildiğinde saklıdır. Adalet Bakanı bu dosyaların çözümü sonrası ismini Adaletin ismi olarak Türkiye Cumhuriyeti tarihine geçecektir.
Adalet hepimize lazım...
Saygılarımla...
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
Levent Peşker
<p>Suça Sürüklenen Çocuklar ve Adaletin İnce Çizgisi</p> <p>Son yıllarda Türkiye’de çocukların karıştığı suç haberlerini çok daha sık görmeye başladık. Sosyal medyada birkaç...
Tüm Yazılarını Gör